Ermeni soykırımı niye yalandır?

Ermeni Soykırım yalanıYıllardır "Ermeni Soykırımı" adı altında atalarımızın katliam gerçekleştirdiği dayatması, her geçen gün daha da abartılarak dile getirilmeye devam etmektedir. Birçok ülkenin siyasi kurumları, konuyu tarihçilerin incelemesine bırakmak yerine, ülkemizi haksız yere karalamaya ve cezalandırmaya çalışmaktadır. Bu konuda ülkesini, vatanını ve milletini seven her gencin bu yalanı çürüten tarihsel gerçekleri öğrenmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili en çarpıcı bilgileri maddeler halinde açıklamaya çalışacağız.

Ermeni soykırımı neden yalandır?

Çünkü; "soykırım; ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum ya da başka herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin, yok edicilerin çıkarları doğrultusunda, bir plan çerçevesinde ve özel bir kastla yok edilmeleri" anlamına gelmektedir. Oysa, Osmanlı Devleti'nin hiçbir resmi belgesi, emri ya da uygulamasında böyle bir durum ya da görüş söz konusu değildir. Osmanlı'da yaşanan bu geçici göç ettirme süreci; Almanya'nın Yahudi'lere uyguladığı sistematik yok etme çabalarına, Fransız'ların Cezayir'de yüzbinleri kendi topraklarında haksız yere öldürmelerine, Amerika'da yapılan kızılderili katliamlarına, ya da sömürgeci devletlerin siyahi insanlara uyguladığı zulümlere ve köleleştirme politikalarına asla benzetilemez.

Çünkü; Rusya ve Fransa'nın yeni bir devlet kurma hayaliyle silahlandırdığı Ermeni'ler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu topraklarında büyük katliamlar düzenlemişlerdir. Bulundukları bölgeden müslümanları atarak, nüfus çoğunluğunu ele geçirmeye çalışmışlar, böylece büyük devletlerin de desteğiyle bu bölgelerde kendi devletlerini kurma amacı gütmüşerdir. Savaş koşullarında, Ermeni'lerin yaptıkları bu katliamlar karşısında müslüman halk da silahlanarak direnmiştir. Hem Ermeni'lerden hem de Müslümanlardan çok sayıda kişi bu çatışmalarda zarar görmüştür. Ermeni'lerin dış güçler tarafından kullanılarak Müslüman halka zarar verdiğini gören Osmanlı Devleti, savaş koşullarında bu problemi önlemek için geçici olarak göç ettirme politikası uygulamıştır. Ermenileri katletmek, Ermeni nüfusu ortadan kaldırmak, Ermeni'leri yok etmek gibi bir amaç asla gütmemiştir.

Çünkü; Ermeni diasporasının iddialarının temelini oluşturan mavi kitap, İngilizler tarafından savaş sırasında hristiyanları etkilemek için hazırlanan bir propaganda kitabıdır. Savaş sırasında Türkler, Hristiyanları katlediyor diyerek Osmanlı'ya karşı desteklerini arttırmaya çalışmışlardır. Bu kitabın içindeki bilgiler büyük oranda yanıltma amaçlıdır. Çok sayıda iskelet, ölü insan, toplu katliam resimleri konuyla alakasız yerlerden alınarak birleştirilmiştir. Ermeni iddialarının temelini böyle bir propaganda kitabının oluşturması tarihsel gerçeklikler açısından oldukça gülünç bir durumdur.

Çünkü; Ermeni diasporası 1 ilâ 1.5 milyon kişinin öldürüldüğünü iddia eder. Oysa, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan toplam Ermeni nüfusunun 1.2 ile 1.4 milyon arasında olduğu resmi kayıtlarla sabittir. Osmanlı'nın yıkılış döneminde nüfus sayımları diğer dünya devletlerinin gözetiminde yapıldığından bu sayılarda hata olması söz konusu değildir. Zaten, Osmanlı Devleti'nin kayıt tutma konusundaki üstün özelliği de tüm dünya ülkeleri tarafından bilinmektedir. Bırakın insanları, insanların ellerindeki büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısından, toprak miktarına kadar herşeyin kaydı tutulmuş, müslüman olup olmamalarına göre alınacak vergiler detaylıca hesaplanmış ve kayıtları günümüze kadar ulaşmıştır. Konumuza dönersek, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan Ermenilerin, problem çıkarma potansiyeli olan 420-480 bin kişilik bir kısmı geçici olarak göç ettirilmiş ve 360-400 bin kadarı kayıtlı olarak gidecekleri yerlere ulaştırılmıştır. Osmanlı'nın tuttuğu kayıtlara göre 438.758 kişi göç ettirilmiş, 382.148 kişi iskân bölgesine ulaşmıştır. Detaylı olarak göçün hangi bölümlerinde kaçar kayıp verildiğinin de detaylıca kaydı tutulmuştur. Burada, o günkü koşullarda göçün 2 ile 4 ay arasında sürdüğünü de hatırlatmak gerekir. Kayıpların büyük bir kesimi tifo ve dizanteri yüzünden kaybedilmiştir. Göç ettirilmeyenlerin bir kısmı bugünkü Ermenistan topraklarına geçerek oraya yerleşmiş, bir kısmı Rus ordusuna geçerek Osmanlı'ya karşı savaşmış, bir kısmı da ülkemiz içerisinde kimliklerini saklayarak gizli bir şekilde yaşamaya devam etmişlerdir. İnternette, ülkemizdeki gizli Ermeni'lerle ilgili çok sayıda kaynak bulabilirsiniz. Suriye-Lübnan bölgesine göç ettirilenlerin büyük bir kısmı, savaştan sonra Fransa ve ABD'ye göç etme kararı almıştır. Günümüzde, bu ülkelerdeki Ermeni nüfusunun temelini de bu göçler oluşturmuştur. Herşeyin kaydını tutan Osmanlı Devleti, bu zorunlu göç döneminde 50 bin civarında kayıp yaşandığını detaylarıyla belgelemiştir. Bu kayıplar konusunda suçlu görülen asker ve subaylar da göç ettirme sürecinin hemen ardından suçlu bulunarak idam edilmişlerdir. Devletin, Ermeni'lere karşı asla katletme ya da yoketme gibi bir niyeti olmamıştır. Tam tersine onların diğer dış güçler tarafından kullanıldığını farketmiş ve zarar görmemeleri için gerekli önlemler alınmıştır.

Çünkü; diasporanın yalanlarının tam tersine göç sırasında bilinçli olarak öldürme amacı güdülmemiştir. Aksine, bu insanları kayıpsız bir şekilde gidecekleri yere ulaştırılmak için olağanüstü çaba gösterilmiştir. Savaşın zorlu koşullarında, örneğin Çanakkale'de askerine ekmek ve kompostoyu bile bulup vermekte zorlanan Osmanlı Devleti, göç ettirilen Ermeni'lere göç yolundaki şehirlerde etli yemek verilmesini dahi zorunlu kılacak kanunlar çıkarmış ve bu kanunları uygulatmıştır. Bu gibi kanunların detaylarına dönemin meclis kayıtlarında ulaşabilirsiniz.

Çünkü; Ermeni diasporası halkın elindeki varlıkların zorla alındığını iddia eder. Oysa, devlet savaş koşullarında müslüman halka daha fazla zarar vermemeleri için geçici olarak göç ettirme yoluna gitmiştir. O günkü zorluklara rağmen, göç ettirilenlerin tüm malları kayıt altına alınmış ve geri döndüklerinde geri verilmek üzere çeşitli yerlerde depolanmmıştır. Ancak, savaşın ardından Ermeniler herhalde biz bu katlettiğimiz insanların yüzlerine nasıl bakarız demiş olacaklar ki geri dönmeyi akıllarına bile getirmemişlerdir. Kalan mallar ve topraklar da boş kalacağına, müslüman halk tarafından değerlendirilmiştir.

Çünkü; 1. Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti'nde görevli subaylar ve mebuslar Malta'da konuyla ilgili olarak bağımsız mahkemeler tarafından yargılanmışlar. Yargılananların tamamı suçsuz bulunmuş ve beraat etmiştir. Hukuksal olarak süreç daha o dönemde sonlandırılmıştır. Bugün, bu konuyu tekrar dillendirmeye çalışanların kötü niyetli olduğu her şekilde ortadadır. Tarih bilmeyenlerin tarihi yeniden yazma çabaları asla sonuç vermeyecektir.



1 yıl 5 ay önce eklendi

Namazda rukû ve secdede ne söylenir? Türkiye'deki müzik türleri nelerdir? İngilizce erkek isimleri ve anlamları Doğa ile ilgili şiirler Kurtuluş savaşı ne zaman başladı ve bitti Ermeni soykırımı niye yalandır? Evde Orkide Çiçeğinin Bakımı İzmir Fen Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Hocamız Muzaffer Karaaslan 2015 Regaib Kandili ne zaman Stereotip Nedir? Türk Bilim Adamları Tekke Edebiyatı Nazım Türleri Nasır tutmak ne demek Batıl inanç nedir? En çok bilinen batıl inançlar nelerdir? Geçmişten Günümüze  Haberleşme Araçları Pi Sayısı Nerelerde Kullanılır Fizik yasalarını değiştirebilecek deney: Işık hızı aşıldı mı? Programsız dosya şifreleme nasıl yapılır? Hayvan özellikleri, hayvanların özellikleri nelerdir? "Milli Ruh": Turgut Özal döneminde yaşanmış bir olay Türkçe - İngilizce, İngilizce - Türkçe Sözlük